Yeni eğitim-öğretim yılı yaklaşırken, ilkokul 1. sınıf ve ortaokul 5. sınıf şubeleri ile sınıf öğretmenlerinin belirlenmesine ilişkin MEB yönergesi velilerin merceği altında. Artık “torpil” veya “tanıdık” vasıtasıyla sınıf seçme dönemi tamamen geride kaldı.
Sınıf Mevcutları Artık Bir Kriter Değil!
Yönergede en dikkat çeken maddelerden biri, sınıf mevcutlarının bir kriter olarak kabul edilmemesi. Sistem, şubeler arasında sayısal olarak büyük farklılıklar oluşmasına izin verebiliyor; çünkü öncelik nicelikte değil, sınıf içi pedagojik dengede. Bu sayede, öğrencilerin sosyal ve akademik gelişimleri daha dengeli bir şekilde sağlanabiliyor.
İkiz Şanssızlığına Sistem İnsiyatif Tanıyor
Velilerin en çok endişe ettiği konulardan biri olan ikiz şanssızlığına sistem insiyatif tanıyor. Kriterlere göre, kardeş olanlar veya ikizler sistem tarafından otomatik olarak aynı sınıfa atanabiliyor. Bu durum, öğrencilerin psikolojik ve sosyal gelişimlerini olumlu yönde etkileyebiliyor.
Sistem, bir sınıfa tüm başarılı ya da tüm dezavantajlı öğrencilerin yığılmasını engellemek için şu verileri harmanlayarak şubeleri eşitliyor:
- Demografik ve Eğitim Geçmişi: Kız-erkek öğrenci sayıları, doğum tarihleri (yaş uyumu) ve öğrencilerin okul öncesi eğitim alıp almadığı.
- Özel Durumlar: BİLSEM (Üstün yetenekli) öğrencileri, özel okul geçmişi olanlar, kaynaştırma öğrencileri ve yabancı uyruklu çocuklar şubelere eşit dağıtılıyor.
- Sosyal ve Ailevi Durumlar: Anne veya babası vefat etmiş öğrenciler ile anne-babası boşanmış çocukların sınıflardaki dağılım dengesi pedagojik açıdan hassasiyetle korunuyor.
- Eğitim Durumu ve Devamlılık: İYEP (İlkokullarda Yetiştirme Programı) öğrencileri, sınıf tekrarına kalanlar ve sistemde sürekli devamsızlık kaydı bulunanlar tek bir sınıfa toplanmayıp tüm şubelere homojen olarak dağıtılıyor.
MEB’in bu yeni yönergesi ile eğitim sistemi daha adil, şeffaf ve öğrenci merkezli bir yapıya kavuşuyor. Sistem, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimlerini desteklemek için her türlü önlemi alıyor.