Eğitim ve Bilim Gücü Dayanışma Sendikası (Eğitim Gücü Sen) tarafından yürütülen bir hukuki mücadele, proje okullarındaki keyfi öğretmen atamalarına karşı önemli bir yargı kararının çıkmasına neden oldu. İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi, öğretmene yapılan atama başvurusunun reddedilmesi üzerine açılan dava sonucunda, idarenin keyfiyetini sınırlayan bir karar verdi.
Mahkeme Kararı ve Eksik Düzenleme
İstanbul Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 10/06/2026 tarihli ve 2026/1502 Karar sayılı ilamında, mevcut yönetmeliğin açıklarına ve idarenin sınırsız yetki kullanımına set çekildi. Mahkeme, ilgili yönetmeliğin 10. maddesinde yer alan “Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir” ibaresini “eksik düzenleme” olarak değerlendirdi ve hukuka aykırı buldu.
Takdir Yetkisi Sınırsız Değildir
Mahkeme, idarenin öğretmenin görev süresini uzatmama kararına gerekçe olarak yalnızca “4 yıllık sürenin dolmasını” ve “geniş takdir yetkisini” öne sürmesini yetersiz buldu. İdarenin, öğretmenin performansı veya başarısına dair olumlu/olumsuz hiçbir somut veri sunamadığına dikkat çekildi. Hukuk devleti ilkesine atıfta bulunulan kararda, idarenin takdir yetkisini keyfi kullanamayacağı; kamu yararı, hizmet gerekleri ve nesnel kriterlere dayanmak zorunda olduğu net bir dille belirtildi.
MEB’in ilgili yönetmelik ve mevzuatları, öğretmenlerin görev süresini uzatma sürecinde objektif kriterlerin belirlenmesine vurgu yapmaktadır. Ancak, mahkemenin kararıyla birlikte, bu kriterlerin somutlaştırılması ve keyfiyetin önüne geçilmesi gerektiği bir kez daha vurgulandı. Öğretmenlerin liyakat sistemine dayalı olarak görev güvencelerinin korunması, anayasal bir zorunluluk olarak ön plana çıktı.
Bu tarihi karar, proje okullarında öğretmen görevlendirme ve süre uzatma işlemlerinin keyfi olarak yürütülemeyeceğini; tüm süreçlerin liyakat esasına dayalı, objektif ve denetlenebilir kriterlerle yürütülmesinin zorunluluk olduğunu tescillemiş oldu. Eğitim Gücü Sendikası’nın hukuki mücadelesi, öğretmenlerin haklarını koruma altına alma konusunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.