Öğretmenlerin cebine yansıyan %13,52 oranındaki maaş zammı, sevincini kursağında bıraktı. Maaş artışıyla birlikte tırmanışa geçen yüksek vergi kesintileri, öğretmenlerin ek ders ve ek görev şevkini tamamen kırdı.
Vergi Dilimi Kıskacı
Öğretmenlerin diğer memurlardan çok daha erken ve yüksek oranda vergi kesintisine maruz kalmasının arkasında, yıl boyunca üstlendikleri ek sorumluluklar yatıyor. Destekleme ve Yetiştirme Kursları (DYK) ve okul dışı sosyal ve eğitsel egzersizler gibi faaliyetler, vergi matrahını hızla yükselterek öğretmenleri üst vergi dilimlerine taşıyor.
Ek Ders ve Ek Görev
Öğretmenlerin gelirini artırmak için üstlendiği bu faaliyetler, ilk bakışta bütçeye katkı sağlıyor gibi görünse de, kümülatif vergi matrahı yükseldiği için öğretmenler yılın ikinci yarısında rekor düzeyde kesintilerle karşı karşıya kalıyor. Branş öğretmenleri, önümüzdeki eğitim-öğretim yılında daha az vergi kesintisine maruz kalmak için stratejik bir adım atmaya hazırlanıyor: Haftalık ders yükünü 21 saatle sınırlamak.
MEB yasal mevzuatına göre, öğretmenlerin zorunlu ders yüklerinin üzerindeki saatler “ek ders” olarak vergilendiriliyor. Ders saatini 21 sınırında tutan öğretmenler, hem fiziksel olarak daha az yıpranmayı hem de brüt gelirlerini belirli bir sınırda tutarak daha geç vergi dilimine girmeyi hedefliyor.
Ek ders hesaplama detaylarına göre, öğretmenlerin ek ders saatleri için aldıkları ücretler, belirli bir sınırın üzerinde olduğunda daha yüksek vergi dilimine giriyorlar. Bu nedenle, öğretmenler ek ders saatlerini 21 saatle sınırlamak istiyorlar.
Sonuç olarak; öğretmenlerin hafta sonlarını, akşamlarını ve tatillerini feda ederek girdikleri kurslar ile sınav görevlerinden elde ettikleri kazancın çok büyük bir kısmı, vergi kesintisi adı altında ellerinden kayıp gidiyor. Eğitim camiası şimdi şu soruyu soruyor: “Daha fazla çalışıp daha az kazanmak ne kadar mantıklı?”